3.02.2010

Benim gibisi yok

DÜNYAYA MİRAS BIRAKILACAK BİR ARŞİV ÇALIŞMASI ÇIKARDIK
Caz müziğin Türkiye'deki temsilcilerinden olan ve pop şarkılarıyla da gönüllerde taht kuran Fatih Erkoç, şimdi de bir türkü albümü çıkardı. 'Seher Yeli' adlı albümde binlerce yıllık türkülerin yanı sıra dört de kendi bestesini dinleyiciye sunan ünlü sanatçı, "Fatih Erkoç ne yapsa iyi yapar, bu da iyi bir albüm oldu. Onun garantisini veriyorum" diyor.

Sizden daha çok caz ve pop şarkılar dinlemeye alışığız. Bu albümle, "Ben güzel türkü de söylerim, bir de böyle dinleyin" mi demek istediniz?
Hayır, tabii ki öyle değil. Ben uzun yıllar yabancı kültürlerin müzikleriyle içli dışlı oldum, o müzikleri dinleme, tanıma ve icra etme şansı buldum. Hatta yabancı ülkelerin halk müziklerini bile seslendirdiğim oldu. Bütün bu müzikler bana zenginliklerini sundular. Bunları icra ederken hep bir şeylerin eksikliğini hissettim. İşte bu albümde o eksikliği paylaşmak istiyorum dinleyiciyle.

BİNLERCE YILLIK TÜRKÜLER VAR
Neydi o eksiklik?
Yalınlıklarıyla, samimiyetleriyle kendilerini benzersiz kılan türkülerimiz. Bu türkülerimizi özünü hiç bozmadan kendi penceremden paylaşmak istiyorum insanlarla. Ben bunları seslendirirken müthiş haz duyuyorum. Bence bir müzisyen, her zaman söylemediği bir tarzı söylemek istediğinde, kendine yakıştırabiliyorsa söylesin. Mesela eskiden, bazılarını tenzih ediyorum ama, opera eğitimi almış bazı sanatçılar, opera ya da şan tekniğiyle söyledi türküleri. Hakan Aysev bile haklı olarak o teknikle söylüyor.

Haklı olaraktan kastınız?
Niye değiştirsin? O öyle bir eğitim almış.

Ama türkü gibi de söylenebilir...
Ben öyle söylüyorum, onlar öyle söylüyorlar. Hakan Aysev çok güzel söylüyor ama daha eskiden bazı arkadaşlarımı hatırlıyorum, onlar söylerken bana çok fazla opera gibi geliyordu. Ben karşıma çıkan her türlü müziği seslendirdiğim için, hepsi benim içimde bir yer kaptı. Teyp gibi, papağan gibi algıladım hepsini. Dinlediğim her müzikten de etkilendiğim için, belki de onları iyi yorumlama şansına sahip oluyorum. Bunu başka sanatçılarda göremiyorum ama... Mesela Türk Halk Müziği söyleyen bir insan, Türk Sanat Müziği söylediği zaman belli oluyor. Ama sanki bende çok belli olmuyor. Sonuçta ben her tarzı kendime yakıştırarak söylediğime inanıyorum.

Türkü albümü niye şimdi geldi?
Keşke daha önce yapabilseydim ama her şeyin bir zamanı var, ancak şimdi hazırlanabildik. 2007'de 'Kör Randevu' adlı albümü çıkardım, o zamandan beri aklımda bir caz albümü yapmak vardı. O yüzden öncelikli onu yaptım. Sonra da sıra türkü albümüne geldi. Bunların birçoğu binlerce yıllık türkülerdir. Onun için, ilk iki-üç dinleyişte bir şey alamasalar bile, muhakkak dördüncü dinleyişten sonra beğenecekleri şeyler çıkacaktır. Ayrıca, bazı arkadaşlarımın söylediği gibi; Fatih Erkoç ne yaparsa iyi yapar. Burada da iyi şeyler var, onun garantisini veriyorum.

Albümde 26 parça var. Neredeyse iki albümlük bir çalışma olmuş. Niye bu kadar çok türkü söylediniz?
Sevdiğim ve keşfettiğim türküleri albüme koymak istedim. Albümde dört tane de kendi bestem var; onlar da olsun, şu da olsun, bu da olsun deyince 24 tane türkü oldu. İki tane remiksle 26 parça oldu. Büyük ihtimalle ikinci türkü albümü yapmam diye düşünüyorum. Bu bir arşiv çalışması gibi oldu, miras tadında... Fatih Erkoç'tan dünyaya miras.

Siz erken yaşlanma moduna mı girdiniz? Miras falan diyorsunuz...
Yo, öyle bir moda girmedim. Zaten yaşlı da göstermiyorum değil mi? Miras derken, yaşlanmışlıkla alakası yok onun. Fatih Erkoç bugün dünyada hiçbir sanatçının yapmadığı şeyleri yapıyor, bu biraz çılgınlık olsa da... Dünyada benim kadar farklı müziklerle uğraşan, benim kadar farklı müzikleri icra eden, benim kadar farklı enstrümanları çalan bir sanatçı yok. Caz albümü yaptım, pop albümü zaten yapıyorum, türkü albümü de yaptım. İleride Türk Sanat Müziği albümü yapmak da istiyorum. Çünkü ben bunları yapabilecek kapasitedeyim, niye halkla paylaşmayayım? Ben öldükten sonra niye bunlar arşiv amaçlı bir yerlerde kalmasın.

Caz, pop, şimdi türkü, sonra Türk Sanat Müziği diyorsunuz. Bunların hepsini yapabilmek, hem de 'iyi' yapabilmek üstün yeteneğin göstergesi mi?
Üstün yeteneğim olabilir (gülüyor). Ama birçok başka arkadaşta da bu üstün yetenek olabilir, şayet üstün yetenekse bu tabii... Aslında ben bunu üstün yetenek olarak görmüyorum. Çünkü ufak bir yetenekle de olabilecek şeyler bunlar. Birçok müzisyen arkadaşımın da bunları yapabilecek kapasiteleri vardır eminim. Mesela Fazıl Say ya da dünyadaki pek çok üstün yetenekli kişi, hâlâ her gün altıyedi saat çalışıyor. Yoksa isimlerini devam ettiremezler. Bu adamlar hem bu kadar yetenekli, hem çok çalışıyor, hem de bu kadar eğitimli ama başka tarz müzik yapmak istemiyorlar. Doğrusu da istememek zaten.

KENDİMİ FEDA ETMİŞ HALDEYİM
Siz yanlış mı yapıyorsunuz yani?
Evet, ben yanlışını yapıyorum, gençlere bunu önermiyorum.

Niye?
Çünkü zevk alıyorum. Ben baştan da öyle başladım... Babam müzisyendi, üç yaşında elime keman verdi. Ondan sonra konservatuara başladım; trombon verdiler, kontrbas verdiler, piyano verdiler. Ondan sonra bir orkestraya girdim, orada "Flüt çal" dediler. Evimde kayıt yapmak istedim; trompet, saksafon da olsun, daha zengin görünür dedim. Ama hepsini çalarken de büyük zevk aldım. Dünyada bir isim yapmak istiyorsanız, böyle olmaması gerekiyor. Amatör olarak müzikle uğraşanlar, isterlerse sekiz enstrüman çalsınlar, 10 müzik tarzıyla uğraşsınlar; sorun değil. Ama dünya çapında olmak niyetiniz varsa, ki öyle olması lazım, bunu ancak tek bir tarz veya enstrümanla yapabilirsiniz. Onun için gençlere bu kadar çok dağılmayı önermiyorum. Kendimi feda etmiş durumdayım. Ben başka hiçbir enstrümana yönelmeden, sadece caz ve trombona zaman ayırsaydım, dünyanın en iyi üç tromboncusundan biri olurdum ama değilim.

Pişmanlık var mı?
Pişman değilim, çünkü insanlar beni çok güzel bir yere koydu, para da kazandım. Öbür türlüsünde para kazanmama riski de var ama dünya çapında olma şansı da var. Tabii para kazanmak her şey değil. Zaten diğer müzikleri de para kazanayım diye yapmadım. Sonuçta pişman değilim ama bu gözle bakacak olursak, hata gibi algılanabilir.

Albümdeki kendi besteleriniz hangileri?
Bir tanesi sözü ve müziği bana ait olan 'Of Deme Bana'. Diğeri, çıkış şarkımız olan 'Seher Yeli'. Karacaoğlan'ın sözlerini besteledim. 1975 yılında Norveç'e gittiğimde ilk bestelediğim şarkılardan biri 'Bir Yiğit Bir Güzeli Severse'ydi. Onun da sözleri Karacaoğlan'a ait. Onu da albümü koydum. Bir tane de yine sözleri Karacaoğlan'a ait olan 'Deli Gönül Geze Geze' adlı bestem var.

2 yorum:

 
Türkiye'nin En Büyük Servis Portalı